Bülent Akkurt (16 Şubat 2009 - Bodrum Yarımada Gazetesi)

Haldun Dormen ve Tiyatro Kedi

Türk Tiyatrosu’nun yaşayan ve halâ sahneden elini ayağını çekmemiş bulunan büyük ustası değerli dostum Haldun Dormen’i genç, hem de çok genç bir tiyatronun sahnesinde bir kez daha seyretme ve onu alkışlama şansını bana verdiği için Ulu Tanrıya en içten saygı ve şükranlarımı sunuyorum.

Haldun Dormen’in “Tiyatro Kedi”nin son oyunlarından birinde, oldukça uzun bir aradan sonra (sanıyorum altı-yedi yıl kadar) Moliere’in “Kibarlık Budalası” adlı oyununda Mösyö Jourdain rolüyle sahneye çıktığından haberim vardı ama; bu güzel topluluğun, üstelik kış ortasında kalkıp turneye çıkacağını ve bu arada bizim Bodrum’umuzu da bu turnenin son durağı olarak seçeceklerini hiç ümit etmemiştim.

Haldun’u o her zamanki sahne hakimiyeti ve sahne sempatisi içinde izlerken; 1960’lı yıllarda başlayan ve neredeyse elli yıla yaklaşan ve bu süre içinde çeşitli nedenlerle çok yakın geçen dostluğumuzun, hemen hemen ilk yıllarından bu yana hafızamdan hiç çıkmamış olan anılar birer birer gözlerimin önünde canlandı. Bir taraftan Mösyö Jourdain’i izlerken diğer yandan Haldun’un sahneye koymuş olduğu oyunlar ve üstlendiği roller, sanki o anda o oyunları izliyormuş gibi bir rüzgâr yaratarak gözlerimin önünden geçiyordu. Ve sonra gelmiş geçmiş ve pek çoğu seyirci rekorları kırmış bulunan oyunları bırakıp, tiyatrolarımızın hiç değişmeyen ekonomik sıkıntıların yarattığı kaosu el ele ve omuz omuza vererek atlatmış olduğumuz günler hafızamda canlandı.

Dormen Tiyatrosu ile Ankara Sanat Tiyatrosu arasındaki dostluk ve karşılıklı yardımlaşmamız oynanan oyunlardan daha az mı önemliydi. Hemen her yıl Dormen ilkbahar turnesini Ankara’da AST’ın salonunda gerçekleştirirken bizler de Ankara Sanat Tiyatrosu’nun tüm İstanbul temsillerini Dormen Tiyatrosu’nda sunardık. Bu arada idari konularla sanatsal konulardaki yardımlaşmalarımız unutulabilir miydi? Hele bizim bir projemizi gerçekleştirebilmek yani “Durdurun Dünyayı İnecek Var” oyunumuzu en iyi şekilde sahneleyebilmemiz için Nevra Şirvan’ı (Serezli) kendi oyunundan alıp bize vermesi unutulabilir miydi? Bütün bunlara ek olarak 2005 yılının ilkbahar aylarında yayımlanan tiyatro anılarımı topladığım “Salyangoz ve Tiyatro” adlı kitabımın “Önsöz”ünü yazmış olmasını ve beni “Bülent Akkurt tiyatro dünyamızda bir ‘Bulunmaz Adam’dır.” Diye belki de layık olmadığım kadar değerlendirmiş ve onurlandırmış bulunmasını unutabilir miydim?

İşte bütün bu karmaşık duygular içinde izlediğim Moliere’in ünlü oyunu “Kibarlık Budalası”nın ruhumda nasıl bir fırtına yaratmış olduğunu sizlere nakledebilmem hiç de kolay olmayacak. Ama inanınız ki; Haldun Dormen’in çevresindeki, çoğu genç oyunculardan oluşan bu topluluk, deneyimli ve çok önemli bir sanatçı olan Tarık Papuççuoğlu ile birlikte hepsi, ama hepsi görevlerini büyük bir şevk ve zevkle, yani bir tiyatrocuya yakışır davranışla yaparak, sadece bizleri değil, salonu dolduran tüm seyircileri mutlu ettiler.

Böyle turnelerde her akşam bir başka şehirde ve aslında bir tiyatro salonu olarak yapılmış olmayan yerlerde; kimi büyük kimi küçük, kimi geniş kimi dar, zaman zaman ışıkların yerlerinin uygun olmadığı sahnelerde ve çoğunlukla küçük bir prova dahi alamadan oyun sunmanın ne demek olduğunu bilenler için “Tiyatro Kedi”nin oyunu hem hatasız, hem de çok güzeldi. Oyun Moliere’in ruhuna uygun bir şekilde sahnelenmişti. Bu nedenle Yapımcı İpek Altıner ile Yönetmen Hakan Altıner’i kutlamak isterim. Eşimle birlikte çok beğendiğimiz kostümlerin, çok eski bir dostun, Sayın Türkân Kafadar’ın tasarımı olduğunu görmek de bizleri ayrıca mutlu etti. Oyunda rol alan genç arkadaşlarımızdan hemen hemen hiçbirini tanımadığım için Atılgan Gümüş’ten başlayarak hepsini kutlayacak ve sadece isimlerini yazmakla yetineceğim. Ebru Cündübeyoğlu, Özlem Çakar, Abdül Süsler, Elif Çakman, Dilek Aba, Oral Özer ve Erez Ergin Köse kardeşlerimizi umarım gelecek yıllarda tiyatro-severler sahnelerde uzun uzun alkışlayacaklardır. Hepsini tek tek sevgi ve saygıyla kucaklıyor, kendilerine tiyatro sahnelerinde uzun ve parlak bir gelecek dilediğimi bilsinler istiyorum.

“Tiyatro Kedi”nin yapımcı ve yöneticisi İpek Altıner; eşi Hakan Altıner ile birlikte kurdukları ve 2002 yılında perdelerini açmış bulunan “Tiyatro Kedi”nin kuruluş amacı ile halen sekizinci sezonunu sürdürmekte olan tiyatro hakkında şunları söyledi:

“Tiyatro Kedi’nin nin Sanat Yönetimi Hakan Altıner, Prodüksiyon, Tanıtım ve İletişim faaliyetleri ise benim tarafımdan yönetilmektedir. Tiyatro Kedi yılda ortalama üç prodüksiyon hazırlamaktadır. Tiyatromuz, sanatçı kimlikleri ve oyunculukları güçlü, kıdemli kadrosunun yanı sıra; her yıl seçmeler ile kadrosuna kattığı gençlerle ürettiği oyunlarda; cesur bir tiyatro anlayışını benimsemiştir. Tiyatro Kedi, kendi kaynaklarını ve bilgisini paylaşmayı tiyatronun varlığının bir parçası olarak gördüğünden, kurulduğu yıldan bu yana kendi mecraların farklı tiyatroların kurulmasına ve/veya ayakta kalmasına destek vermektedir. Eleştirilmekten korkmayan, yapıcı eleştirilerden yararlanan Tiyatro Kedi, herhangi bir gruba ait olma kaygısı taşımamakta ve rotasını, sosyal bilinci yüksek tiyatro seyircisine hedefleyerek ilerlemektedir.


« Basından sayfasına geri dön
 
 

 
 
Copyright © tiyatrokedi.com
designed by kadılar interactive