Ece Saruhan - (09 Temmuz 2010 Cuma)

Bu yaz rüyalarınız Tiyatro Kedi'den!

Günümüzde birçok insan, sadece uykuya daldığında rüya görebileceğini sanıyor. Gerçek hayatta, özellikle de konu aşk olduğunda, uyanıkken de görülebilen rüyaların sayısı hayli azalmış durumda. Çünkü maalesef riya, rüyaya açık ara fark atmış kıvamda. "Rüyada gibiyim" cümlesinin boynu bükük kalmış. Onun tahtını, "Rüyamda görsem inanmam" devralmış. Ne mutlu ki hâlâ, "Aşkla belki rüyalarda buluşuruz, bir şarkıyla kavuşuruz" diyenler de var. Repertuvarını oluştururken toplumun ihtiyaçlarını asla gözardı etmeyen Tiyatro Kedi ekibi, bu büyülü kavuşma anını hayata geçirmek için bir tek şarkının yetmeyeceği kanaatine varmış. Yıllar süren bu hasreti dindirmek adına birçok şarkıyı harmanlamış ve "Bu müzikalle aşka ve rüyalarınıza kavuşun" dercesine, William Shakespeare'in 'Bir Yaz Gecesi Rüyası'nı sahnelemeye başlamış. Hem de rüya gibi bir yerde; Yıldız Sara-yı'ndaki Mabeyn Köşkü'nün bahçesinde...

TÜRKİYE'NİN İLK ROCK MÜZİKALİ
Geçtiğimiz perşembe günü, yapımcılığını İpek Kadılar Altıner'in üstlendiği, Hakan Altı-ner'in yönettiği, Tamer Karadağlı, Hale Soy-gazi, İsmet Üstekin ve Akasya Aslıtürkmen'in ise başrollerini paylaştıkları bu müzikalin ilk gösterimini izlemek için herkesten önce Mabeyn Köşkü'ndeydim. Daha oyun başlamadan kendimi rüyada gibi hissettim. Oyuncular heyecanla son provalarını yaparlarken, etraflarında dolanıp duran Jülyet adlı kedi, Sha-kespeare'in ruhunun bu unutulmaz komedisinin bir kez daha seyirciyle buluşuyor olmasından duyduğu hazzı simgeliyor gibiydi.

Bir büyü sonucunda ortaya çıkan yanlışlıkların sebep olduğu komik olayları anlatan oyun başlar başlamaz, içimden geçen ilk cümle, "Rüya görmeye ve yaşamaya hasret kalan herkes, bu bahçede, bu müzikalde buluşmalı" oldu. Açıkhavada tiyatro keyfi yapmak gibisi yok! Hele bir de oyun da iyiyse ve müzikleri insanın içine işleyecek cinstense! Kağan Yavuz, İpek Kadılar Altıner ve bütün müzikal ekibin emeklerine sağlık! Türkiye'nin bu ilk rock müzikali için muhteşem şarkılar hazırlamış, duygu dolu şarkı sözleri yazmışlar. Özellikle nakaratı, "Gün geceye, gök dereye, sis buluta, göz uykuya" diye akan şarkıya bayıldım. Dinlerken, "Sanırım rüya görüyorum çünkü kendimi gece kulübünde gibi hissediyorum" dedim. Bu arada ben onu sahnede görmeyi tercih edenlerdenim ama Atılgan Gümüş'ün koreografisini de çok sevdim.

KARADAĞL110 YIL SONRA SAHNEDE
Oyunun önemli özelliklerinden biri de Tamer Karadağlı'yı 10 yıl aradan sonra tiyatro sahnesinde hayranlarıyla buluşturması. Kendisi oyunda 'Dokumacı Mekik' karakterini canlandırıyor ve bir sahnede büyü kurbanı olup eşeğe dönüşüyor. O, sahnede uzun kulaklarını sallarken, eminim birçok seyirci içinden, "Seni çok çok özlemişiz arkadaşımız eşek" diye geçiriyordu. Ben kendisini ilk kez sahnede izledim; bambaşka oynuyor. Özellikle rol yapamayan oyuncu rolü yaptığı anlarda harikalar yaratıyor. 'Peri Puck' karakterini canlandıran Akasya Aslıtürkmen de, mor kostümünün içinde gerçek bir peri kızı gibi.

Ben Akasya'nın doğaüstü güçleri olduğuna inanıyorum. Işık hızıyla yayılan ve sınır tanımayan bir enerjisi var. Dipnot; hemen önüne uzandım ve kendime aşk büyüsü yaptırdım. Tutarsa, bu köşeden hepinize açıklayacağım. Bu arada, 'Helena'yı canlandıran Eda Gülten ile 'Demetrius'u canlandıran Orçun Kaptan, favorilerimdi. Performansları o kadar samimi ki; ne zaman sahneye çıksalar, bir başka seyirci, "Bunlar çok şeker, çok da komik" dedi.

Oyunun bir sahnesinde Karadağlı'nın can verdiği 'Dokumacı Mekik' karakteri, "Öyle bir rüya gördüm ki bahsetmek eşeklik olur" diyordu. 'Bir Yaz Gecesi Rüyası'nı görmemek ve izledikten sonra başkalarına ballandıra ballandıra anlatma fırsatını kaçırmak da, büyük hata olur! Oyun; bugün, yarın ve cumartesi akşamı saat 21 .OO'de! Haydi doğru Yıldız Sarayı'na, rüyalarınıza kavuşmaya!

 
« Basından sayfasına geri dön
 
 

 
 
Copyright © tiyatrokedi.com designed by kadılar interactive