BİR CİNAYETİ İZLEMEK
Bir cinayete tanık olmak ister misiniz? Hem de Pazar günü işlenecek olan…
Ürkmeyin hemen, korkacak bir şey yok.
‘Ne diyorsun sen Melike, cinayete tanık olmak filan… İyi misin?’ diyorsunuzdur şimdi.
Evet, iyiyim, iyiyim. Ne dediğimin de farkındayım.
Ve diyorum ki; bu olaya tanık olmak size iyi gelecek.
Haklısınız, ‘Hangi cinayet, insanda iyi izler bırakır ki’ diye düşünmekle. Ama bu sözünü ettiğim…
İyi gelmekle, güzel izler bırakmakla kalmayacak, size bazı gerçekleri de gösterecek.
Hatta kahkahalar attıracak!
------
Bir profesör…
Otuz yıldır karısının sözünden çıkmayan kılıbık bir adam, cinayet zanlısı olarak aranırsa…
Üstelik olaya bir bakanın da adı karışmışsa…
Medyanın ve halkın büyük ilgisini çeken bu cinayetin tek sanığı olarak bu pısırık adam gösterilirse…
Ve bu profesörün karısı, cinayet zanlısı dahi olsa kocasını kahraman gibi görüp hayran bir aşığa dönüşürse…
Ne olur?
Varın olacakları siz düşünün.
Merak edenler, bu cinayete tanık olmaya…
Cinayetin katil adayı Haldun Dormen, ve bu olay nedeniyle değişip erkeğe dönüştüğünü düşünerek kocasını kahraman gibi görüp hayran bir aşık kadın Deniz Gökçer olursa…
Terlik ve hırkadan, çılgın bir gösterişe geçiş yapan otuz yıllık bir evlilik… Ve bütün bunlardan menfaat sağlamaya çalışan birinin öyküsü, komediyle harmanlanırsa…
Bilinen konuların dışında başka konu ve yenilikçi bir tarzla sahnelenen oyunda; tiyatronun kilometre taşlarından biri olan Haldun Dormen; kılıbık mucitten, James Bond'a öykünen bir seri katile geçişiyle alıp götürüyor.
Bond – James Bond… Dormen - Haldun Dormen… :)
Deniz Gökçer’in sahne ve oyunculuk birikimi kendini gösteriyor. Birçok kadının, önceleri her ne kadar karşı çıksa da; erkeğin kendi üzerinde baskı kurmasını bekleyen, güven vermesini isteyen ve ilişkide bir süre sonra monotonluğa dönmesinin nedenini yine kocasından çıkaran bir kadını başarıyla… Canlandırdığı rolde, öne çıkan, her sözünde kocasının erkekliğine vurması… Çünkü kadınlar karşılarında; yapacağı inceliklerin yanı sıra erkekliğini hissettiren, adam gibi adam istiyorlar.
Bir oyun ki; Haldun Dormen ve Deniz Gökçer gibi usta isimlerle beraber sahne alan Deniz Türkali, Eda Gülten, Gazi Özer, Hilmi Özçelik’in de oyunculuklarını konuşturduğu…
James Bond’a öykünen Haldun Dormen’in, bir fahişeyi oynayan Eda Gülten ile Michelle rolünü canlandıran Deniz Türkali’nin prova yaptıkları sahne, kahkahaların en çok duyulduğu…
Tiyatrokedi’nin sahnelediği; Wolfgang Ebert’in yazdığı Pazar Günkü Cinayet’i, Hale Kuntay’ın çevirisiyle, Hakan Altıner yönetiyor. Oyunun yapımcılığını ise İpek Kadılar Altıner’in üstlendiği bu cinayeti görmek…
Oyundan çıkarken, hırsların ve arzuların insanı ne hale getirdiğini…
Sahi, hayatımızda da; hırslarımıza, öfkelerimize, zaaflarımıza ve arzularımıza yenilerek yaptığımız birçok şey, bize kendi cinayetimizi işletmiyor mu?
Ne dersiniz?
Hırslarımızla, zaaflarımızla ve öfkelerimizle karşımızdakileri değil de kendi kendimizi öldürmüyor muyuz? |