Ragıp Ertuğrul


Kamelyalı Kadın - Dürüst aşk her zaman değer görmeyebilir..

Tiyatro Kedi yeni sezona bir müzikalle “merhaba” dedi. Tiyatro Kedi'nin bu projesi sanatseverler için birçok yeniliği içinde taşıyor. Uzun zamandan beri özel tiyatrolar, ödenekli tiyatrolar karşısında gişe kaygısı taşıyarak az kadrolu, küçük bütçeli yapımlarla seyirci karşısına çıkıyorlar. Sponsor bulabildikleri ölçüde iddialı projelere imza atabiliyorlar.


Ancak geçtiğimiz iki sene içinde müzikal olarak adlandıramayacağımız ama müziğin ve dansın hakim olduğu, pahalı prodüksiyonların seyirciyi cezbettiği bir gösteri tarzı oluştu. “Show business”ı keşfeden ve bundan magazinel boyutta bir popülarite elde eden işadamlarının, sanata kalıcı yatırım yaptıkları pek söylenemez doğrusu. Bununla beraber özellikle İstanbul'da, turneler aracılığıyla kısmen de olsa Anadolu'daki büyük merkezli şehirlerde gişe yapan bu yapımların, müzikallere olan ilginin kapısını yıllar sonra yeniden araladığı da bir gerçek. Tiyatro Kedi'nin sezonu yepyeni bir müzikalle açması ise cesaret, öncülük ve beklentilere duyarlılık olarak tanımlanabilir. Bu müzikal, Tiyatro Kedi'nin sadık seyircileri için şaşırtıcı değil, çünkü geçtiğimiz sezonlarda izledikleri kaliteli ve farklı eserlerden sonra beklentilerini ancak böyle bir eser karşılayabilirdi. 


Alexandre Duma-Fils'nin aynı adlı romanından İpek Kadılar Altıner'in uyarladığı ve şarkı sözlerini de yazdığı “Kamelyalı Kadın (La Dame aux Camelias)” müzikalinin yönetmeni Hakan Altıner. Küçük bir sahnede bir müzikali, hele ki farklı atmosferlerde geçen olayları ve durumları ışık, dekor, müzik ve mizansenlerle yaşatabilmek, seyirciye bambaşka bir dünyayı hissettirebilmek... Altıner'in yönetmenliğinin başarısı işte bu hislerle kendini gösteriyor. Dönemin sosyetesinde zengin asilleri sevgili edinerek gösterişli bir hayat sürdüren Marguerite Gautier (Kamelyalı Kadın), bu hayat tarzını pahalı zevklerine ve içten içe kendini yiyip bitiren hastalığına yaptığı masraflara dayandırmaktadır. Ancak karşısına çıkan saf ve dürüst aşık Armand Duval, Gautier'nin hislerini alt üst eder. Armand da ailesine ve çevresine rağmen aşkını sürdürmeye kararlıdır. Yaşam tarzı tasvip edilmeyen bir kadına temiz bir aşkla bağlanmak, genel ahlak değerlerine ters gelen bir hayat sürmek, mecburiyetler ve tercihler... Ağdalı bir dile dayalı romanla yazarının vermek istediği mesajlar, müzikal metnine uyarlayan ve yönetmen tarafından ölçülü ve yeterince yerleştirilmiş.


 Cenk Taşkan'ın yer yer temposu yükselen ve ihtirasa kaptıran, yer yer duygu yüklü ifadelere fon oluşturan müziği, çağdaş yapısıyla eserin dönemiyle günümüz arasında bir geçiş oluşturuyor. “Kamelyalı Kadın”ın müzik direktörü olan ve özellikle İstanbul Şehir Tiyatrolarındaki müzikal oyunlardan tanıdığımız Önder Bali ismi güçlü bir marka. “Kamelyalı Kadın”da da bu kez quartetiyle birlikte iyi bir performans sergiliyor. Hakan Altıner, seyircinin ve oyuncularının Önder Bali'yi yanlarında görmek istediklerini sezmiş olmalı ki mini orkestrasını dekorun baş köşesine bir nevi sahnenin payitahtına oturtmuş. Bali'nin de sahne üzerinde olmaktan memnun olduğu, sahne arkadaşlarıyla aralarındaki iletişimden ve yayılan enerjisinden anlaşılıyor.


Deniz Türkali, Prudence Duvernoy rolünde sahne deneyimini müzikallerde az rastlanır şekilde mimiklerine ve duruşuna yansıtıyor. Sahneyi paylaştığı genç meslektaşlarının önüne geçmeyecek ölçüde mütevazi ama bir o kadar da tempolu oyunuyla bellekte güzel izler bırakıyor. Kartal Kaan, sade oyunu ve renkli sesiyle her zaman canlandırdığı karaktere ruh veren bir sanatçı. İpek Altıner'in Kaan'ın canlandırdığı Mösyö Le Roi için en azından bir solo şarkı daha yazarak seyircinn hasretini dindirmesinin gerekli olduğunu düşünüyorum. Deniz Türkali ve Kartal Kaan gibi iki deneyimli oyuncunun varlığı gençlerin performanslarını yukarıya doğru zorluyor. Marguerite Gautier rolünü benim izlediğim oyunda Beste Tok oynuyordu. Açıkçası kibar çevrenin naif metresi rolünde daha ihtiraslı, daha içten, aşkını, sevgisini, teslimiyetini daha açık ifade edebilen bir kadın görme arzumuz kursağımızda kaldı. Bu genç oyuncu, ufak bir tebessümü, ılık bir nefesi ne Armand'dan ne de seyirciden esirgememeli. Kamelyalı kadının tüm gizeminin ve çaresizliğinin ardında hülyalı da bir kadın olduğu gözden kaçmamalı. 


Armand Duval rolünü oynayan Serhan Süsler'in adını hafızanızın bir kenarına kaydediniz. Zaten adını unutsanız dahi oyunculuğu yüreğinizde bir yerlere saklanacaktır. İyi yetişmekte olan genç bir müzikal oyuncusunu seyretmek ne kadar haz veriyor. Pürüzsüz ve duygu yüklü sesi, hüzün dolu bakışları, rolünün doğası gereği tutkulu fakat tutuk hareketleri belli ki gayretli bir çalışmanın eseri. Hareketli ve neşeli müzikallerde danslarıyla da seyredenleri etkileyeceği kesin görünüyor. Baba George Duval rolünde seyrettiğimiz Muharrem Özcan, duygularındaki hararetli değişimleri, sesiyle nefesiyle doğru teknikleri uygulayarak ifade ediyor. Taklit kolaylığına rahatlıkla düşülebilecek bir rolde, kendi özgün yorumunu sergiliyor. Kuşkusuz ki yaşını yansıtan rollerde daha iyi bir oyunculuk çıkaracaktır.


Müzikallerde izleyiciye görsel ve işitsel bir şölen sunma gerekliliği, dekor ve kostüm tasarımlarının çok daha ön plana çıkmasını zorunlu kılıyor. Sadık Kızılağaç'ın kostümleri her zamanki gibi estetik kaygılar barındırıyor. Özenle hazırlanmış, dönemin ve karakterin ruhunu yansıtan tasarımlar, kadın oyuncularda dişiliği ön plana çıkarırken, erkek oyuncularda yerine göre asaleti veya muhafazakarlığı temsil ediyor. Müziklerde elektro gitar aracılığıyla verilen bazı çağdaş tınılar, bende Kızılağaç'ın bir rock müzikalde ne harikulade tasarımlar yapabileceği düşüncesini de çağrıştırdı.


 “Kamelyalı Kadın” müzikali, konusuna aşina olduğumuz, ilk defa duyduğumuz şarkılarla yeni hazlar yaşadığımız, yeni sesler ve yüzlerle tanışma, müzikallerin o büyülü atmosferini tatma fırsatı yakaladığımız bir buluşma oluyor. Bu buluşmayı fazla ertelemeden gerçekleştiriniz.


« Basından sayfasına geri dön
 
 
 
Copyright © tiyatrokedi.com
designed by kadılar interactive