TİYATRO KEDİ
  Gişe: (212) 216 93 14
          (212) 216 93 15
  info@tiyatrokedi.com
  Online Bilet
  www.biletix.com
 
 
 
Eleştiriler - Robert Schild / Şalom Gazetesi


PERDE ARALIĞINDAN
                                                                                             7 Şubat  2007

“Azınlık”ları çoğaltmak…

Profilo Salon 2’de iki tiyatronun ortak çalışmasıyla sahnelerin dev ismi Sarah Bernardt hakkında bir oyun,  garajistanbul’da 47 sanatçının ortak bir girişimiyle tiyatro, dans, müzik ve edebiyat – “kültür kazanı” kaynıyor…

Tüm kötümser yorumlara karşın, kentimizdeki sahne yaşamı başdöndürücü bir hızla gelişiyor, sevgili tiyatroseverler… Yeni oyunların art arda devreye girmesi bir yana, ortak çalışmalar başlatılıyor, yeni gösteri yerleri açılıyor, galalar sürüyor – biz de bunlara zor yetişiyoruz!

“Istakozun çığlığı” gibi…

Profilo Kültür Merkezi’nde dört yıldır değişik türde oyunlar sergileyen Tiyatro Kedi ile oldukça yakın bir ilişkimiz oluştu. “Yakın” derken, “özel” değil – topluluğun yöneticileri İpek ve Hakan Altıner ile tiyatrolarının dışında, bazı gala fuayelerindeki kısa sohbetlerimizi saymayacak olursak, hiç beraber olmadık, ancak tüm oyunlarını gördüm ve hemen hepsini değişik medya ortamlarında eleştirdim, olumlu ve olumsuz biçimde… Bu tiyatro hakkında son olarak “Tiyatro.. Tiyatro..” dergisinde yayımlanan oldukça ayrıntılı genel bir değerlendirmem üzerine, yapımcı İpek Altıner “size son zamanlarda oyun beğendiremiyoruz – Dilek Hanım ile birlikte kotardığımız yeni yapımımızı bakalım nasıl bulacaksınız?!”  diye takılmıştı.

Dilek Türker ise, kendi tiyatrosunda (“Ayna”) yıllardır izlediğim ve bu sayfada da sık sık irdelediğim çeşitli tek kişilik oyunları ile çok değer verdiğim bir sanatçıdır. Sarah Bernard’ın iç dünyasını sergileyeceği bu rolünü merakla bekliyordum…

Kanada’da oldukça sevilen, 2002 yılında “Walter Carsen Sahne Sanatları Ödülü” sahibi John Murrell’in “Sarah”, Fransa’da ise Fanny Ardant’ın başrolünde “Le cri de la langouste” alt başlığını taşıyan oyunu, Esin Talu Çelikkan’ın çevirisiyle bizde “Yaşam Bir Oyun” adıyla sahneleniyor. Olağanüstü yetenekte bir oyuncu, usta bir bir heykeltraş, tartışmalı bir yazar, kısacası sıra dışı bir kişi olan, tüm dünyanın bildiği adıyla “Tanrıça Sarah”, Dilek Türker’in yıllardır beklediği bir rol olsa gerek… İki perdelik bu oyun, “Tosca”yı canlandırırken geçirdiği bir kaza yüzünden sağ alt bacağı kesilmiş olan 77 yaşındaki Sarah Bernardt’ın Güney Fransa kıyısındaki evinin terasında geçen bir gün ile ardındaki geceyi kapsıyor. Yıllardır yanından hiç ayrılmayan sekreteri Georges Pitou’ya (Erol Keskin) anılarını yazdırırken, sanatçının yaşamına damgasını vuran annesi, başrahibe Sofie, organizatör Garett, bacağını kesen cerrah, yazar Oscar Wilde gibi kişiler birer birer  geçmişin gölgesinden sıyrılıp bu terasa geliyorlar. Yakıcı Akdeniz güneşi batana dek ve gece sabaha dönmeden maceralı, renkli ve gizemli geçmişindeki yolculuğuna katılıyoruz, Henriette Rosine Bernard olarak 1844’de Yahudi bir anneden doğma, 70 yaşında bacağından olan ve 79 yaşında ölmeden bir yıl öncesine dek sahneden çekilmeyen bu tiyatro dehasının….

Tiyatro Ayna ve Kedi’nin bir işbirliği olan bu yapımda Dilek Türker, tüm oyunlarının çevre ve giysi tasarımının yaratıcısı, sahnelerimizin bu konudaki ustası ve “hocası” Osman Şengezer’i beraberinde getirmiş – ve çok “iyi” de yapmış; gerek aşırı renk ve biraz da “kitsch”e kaçan dekorlar, gerekse sanatçının kostümleri, tam da yerine oturuyor… Yönetimi üstlenen Hakan Altıner, metni bazı yerlerde oldukça durağanlaşan oyunu sağlam bir biçimde götürüyor; bugüne dek tek kişi olarak sahnede görmeye alışık olduğumuz Dilek Türker’i gene odağa alırken, tiyatromuzun büyük isimlerinden Erol Keskin üstadı uygun bir “gölge” olarak tasarlamış, onu da arada bir öne almaya çalışarak – Oscar Wilde rolünde, veya Sarah’nın “ebedi” aşığı görünümünde… Ne var ki, son olarak Tiyatrokare’nin “Salı Ziyaretleri”nde ayakta alkışladığımız üstad, izlediğimiz prömiyere yeterince hazırlanmamışa benziyor. Bu nedenle oyunu ileride bir kez daha izlemeyi düşünüyorum; sizlere de en erken olarak 18 Şubat veya, belki daha da iyisi, 7, 8 ile yeniden gösterime gireceği 22 veya 31 Mart tarihlerini öneririm.

Ancak hangi gün olursa olsun – bu oyunu kaçırmayın – salt Dilek Türker’i sahnede görmek için olsa bile..! Yaşlanmış, yıpranmış, önemli uzuvlarının birini yitirmiş olmasına karşın halen “ayakta” kalmaya çabalayan ve yalnız bırakılma korkusu içinde kalmış bir sanatçının haykırışlarını, kaynar suya atılmış “ıstakozun çığlığı”nı olağanüstü biçimde dışa vuran bir sanatçıyı izlemek için…

Haydi, yatağa..!

Geçtiğimiz hafta içinde bir galaya daha katıldık – son günlerde tüm tiyatroseverlerin gündeminde olan, Galatasaray Lisesi’nin sağındaki sokakta bulunan büyük garajın altındaki “garajistanbul”da. 5. Sokak Tiyatrosu’nun kurucuları ve oradaki yapımları ile büyük beğeni kazanmış Övül ve Mustafa Avkıran’ın yarattıkları bu çok amaçlı sanat ortamı (veya “hangar”ı), kendi deyimleriyle “…Türkiye’de farklı disiplinlerdeki çağdaş sanat kültürü birikimini seyirci ile buluşturmayı, yeni bir seyir ve seyirci kültürü yaratmayı hedefliyor”. 47 sanatçının biraraya geldiği bu ortak girişim sonucu, Mayıs sonuna dek yer alacak gösteri programı belirlendi. Sahne yapımlarıyla Naz Erayda, Emre Koyuncuoğlu, Şahika Tekand-Studio Oyuncuları, Ve Diğer Şeyler Topluluğu, Tiyatrotem ve 5.Sokak Tiyatrosu karşımıza çıkacak, dans gösterilerinde ise Devinim Tiyatrosu, Noland ve TalDans gibi toplulukları izleyeceğiz.  Cumartesi geceleri müzik – Kardeş Türküler, Sema, Feryal Öney ve Shaman World Music Production; her ayın son Cumartesi geceleri ise edebiyat okumalarına ayrılmış: Murathan Mungan’ı 27 Ocak’ta dinledik, önümüzdeki iki ayda ise  Elif Şafak ve Oruç Aruoba sırada.

Son yıllarda yaratıcılığı ile gittikçe öne çıkan tiyatrocu/dansçı Emre Koyuncuoğlu’nun tasarladığı/yönettiği “Arıza”, kendi belirlemesine göre “ikili ilşkiler üzerine ironik bir deneme”. On bir kişinin yer aldığı sahne, iki kişilik bir yatak… Çoğu kez yaşamımızın temelinin atıldığı (dolayısıyla “arıza”nın başladığı), küçümsenmeyecek bir bölümünün geçtiği ve –olağan koşullar altında– sona erdiği yer…  İşte bu sınırlı alanda çeşitli karşılaşmalara tanık oluyoruz, genellikle “karşı cinsten”. Bunların önemli bir bölümü, dans ağırlıklıdır – “yatay biçimde”! Kimi estetik, kimi ironik, bazıları sempatik, birkaçı “dandik” (= sahte, düşük nitelikli, kötü; bknz. H.Aktunç: Türkiye’nin Büyük Argo Sözlüğü; 1.baskı, 1998). Koyuncuoğlu’nun dans ekolü ne yazık ki ağır basıyor, aslında çok verimli olan bu konuda (ah, neredesiniz, Schnitzler/Schwab/Günşıray’ın “Reigen/Döne Döne”leri..!). Kısıtlı sözel bölümlerde Genco Erkal ekolünden büyük sanatçı Erdem Akakçe ile ilk kez izleyip topluca beğendiğimiz İzmit Şehir Tiyatrosu kökenli Betül Çobanoğlu öne çıkıp, bir eleştirmen ağabeyimin “sam üstünde dakdağan!” olarak adlandırdığı bu gösteriyi kurtarmaya çalışıyorlar…

garajistanbul’un kuruluş bildirisinden (“manifestosu”ndan) birkaç tümce: “Zamanı geldi…  Bir tasarım kültürü, bir seyir ve seyirci kültürü yaratmanın ve bunu sürekli kılmanın zamanı geldi… Bildiklerimize, biriktirdiklerimize inanarak, çoğaltarak, dönüştürerek oluşturduğumuz bir gücümüz var artık. -İstanbul’un göbeğinde, günde üç milyon insanın yürüdüğü Beyoğlu’nda, Anadolu kültüründen beslenip kendi kültürünü yaratacak, dünyadaki herkesin kolayca ulaşabileceği, buluşabileceği bir muhabbet alanımız var. - Varolan işleri görünür ve sürekli kılmak için garajistanbul var artık…”

Sarah Bernardt ise, kendisine hiç de has olmayan değişik bir alçak gönüllülükle şöyle söylemiş: “Tüm yaşamımın tek amacı ‘isteklerimin doğrultusunda gitmek’ oldu. Aslında hayat, çok uzun yaşayanlarımız için bile çok kısa. Bu kısacık yaşamda bizler; bizi bilen, değerimizi anlayan, bizleri yargılayabilen, affedebilen ‘azınlık’ için yaşamalıyız.”

Bu dev sanatçının yöneldiği “azınlık”tan, garajistanbul’un sözünü ettiği “herkes”e ulaşabilmek ne derece kolaydır, bilemem – kısa gündeki umudum, bu yeni sahnede nitelikli oyunlar görebilmektir…

 

« Basında Biz sayfasına geri dön
program   ı   bilet   ı   iletişim   ı   site haritası   ı   kadro   ı  sahne arkası   ı   yolda gördüklerimiz
Tiyatro Kedi bir
Bizim Stüdyo kuruluşudur.
© Copyright 2007
designed by
kadılar interactive