Şehnaz Pak


Kötülüğünüzü itiraf edin!


Tiyatro Kedi'nin yeni oyunu 'Bir Komiser Geldi', insanın bilerek ya da fark etmeden yapabileceği kötülükleri sorguluyor. Yönetmeni Hakan Altıner, 'Seyirciye gerçek tiyatro enjekte ediyoruz' diyor


İSTANBUL - Gümüş şamdanlarda eriyen mumların ışığında, kristal kadehlerde sunulan yıllanmış şaraplara kahkaların karıştığı bir gecede, sanayici Birling'in kızı Shelia, yine zengin bir işadamının oğlu Gerald ile nişanlanmaktadır. Her şey güzel ve yolunda görünmektedir. Taa ki gecenin beklenmedik misafiri Komiser gelene kadar... Aynı gece intihar eden genç bir kadının ölümüyle ilgili soruşturma başlatan Komiser, ilk şaşkınlıkların, inkârların ve "Benimle ne ilgisi var?" tepkilerinin bir süre sonra yerini yepyeni korkulara, kuşkulara, itiraflara bırakmasına neden olacaktır!
J. B. Priestley'in "İşlediğiniz, işlemeye aday olduğunuz bir cinayeti unutabilir misiniz? Hatta fark etmeyebilir misiniz?" sorusunu psikolojik gerilim bir ortamda, 1920'lerin İngiltere'sinde ters yüz ettiği
oyunu 'Bir Komiser Geldi' Tiyatro Kedi'de seyirci karşısına çıkıyor. Hakan Altıner'in sahneye koyduğu oyunda Semih Sergen, Ahu Sungur, Atılgan Gümüş, Gülen Karaman, Mehmet Ulay ve Cenk Tunalı rol alıyor. Yönetmen Hakan Altıner ile oyun hakkında görüştük.

Tiyatro Kedi 'Ölümüne Suçlu' ile başlattığı gerilim çizgisini 'Bir Komiser Geldi'yle sürdürüyor. Nedir bu çizginin cazibesi?
Tiyatro gibi tiyatro yapmak amacıyla yola çıktık. Kendi içinde teatral entrikası olan bir oyun olsun. Ve iyi oyuncular tarafından yorumlansın. Günümüzde her şeyin çok fastfood verilmesine alışkın seyirciye damardan gerçek tiyatro enjekte edelim istedik. 'Ölümüne Suçlu'nun gişe sonucu bizi yüreklendirdi. 'Bir Komiser Geldi'nin repertuvardaki seçimini yaparken yine aynı seyircinin ilgisine güvenerek yola çıktık.
İnsanın, insana farkında olarak ya da olmayarak yaptığı kötülükler oyunun temel çıkış noktası. Bu bağlamda 1920'ler İngiltere'sinden günümüze uzanan süreçte pek bir şeyin değişmediğini görüyoruz değil mi?
Toplum içerisinde sadece kendimizden ya da ailemizden değil birbirimizden de sorumluyuzun altını çiziyor bu oyunda yazar. Çok yeni bir söylem değil bu... Ama nedense hep göz ardı edilmiş. Toplum içerisinde nasıl davrandığımızı yasalar, görgü kuralları belirliyor. Ama birbirimizle olan ilişkilerimizi yalnızca biz belirliyoruz. Kişisel kararlar alıyoruz bu kararları başkalarının etkileyip etkilemediğini kendi vicdanımız ölçüsünde sağduyumuz varsa yapıyoruz. Menfaatlar ve vicdan çatışması bu oyunda aslolan.

Oyunda Shelia ile Komiser arasında özel bir bağ olduğu gözlemleniyor. Sanki o ikisi birbirini bir yerden tanıyor gibi...
Komiseri gerçek bir polis komiseri olarak almadık. Tekst onu talep etmiyor zaten. Mesela intihar eden kızın babası ya da olaydan haberi olan herhangi biri de olabilirdi, Komiser. Bütün bunlardan soyutladık. Farklı bir adam. Gökten gelmiş gibi. Komiseri vicdan, sağduyunun sesi olarak aldık. Adeta yukarıdan bir emir gelmiş gibi işini bitirip gidiyor. Sheila sürekli "Ben sizin gibi bir komiseri hiç tanımadım" diyor. O doğaüstü yaratığı, vicdanından ötürü en yakın hisseden Sheila.

Ağırlıkla Komiser olduğu varsayılan kişi üzerinden gelişen bir oyun. Semih Sergen'i bu role nasıl ikna ettiniz?

Komiseri oynayacak kişinin sıradışı biri olması gerekiyordu. Bu sıradışılık halinden, tavrından entanosyonundan inandığı ve yaptığı oyunculuk biçiminden kaynaklanmalıydı. Seyrettiğimiz zaman bir dramatik oyun içinde bazen yadırgatır, hatta "Ya bu niye böyle yapıyor?" gibi kendi aramızda konuşuruz. Semih beyin de oyunculuk kariyerinde böyle bir durum söz konusu. Belli cümlelerin altını çok çizmek, ani dönüşler, bakışlar, keskin ifadeler hep yer etmiştir oyunculuğunda. Bu yanının oyunda işime yarayacağını düşündüm. Bir aurası var onu aşıp Komiser'e yaklaşamıyorlar. Semih bey yaşamda ve sahnede böyle bir tarza çok müsait.
'Bir Komiser Geldi' 4-6 Şubat tarihleri arasında saat 21.00'de Profilo Kültür Merkezi'nde. Tel: 0212 216 93 14


« Basından sayfasına geri dön
 
 

 
 
Copyright © tiyatrokedi.com
designed by kadılar interactive