Bir ölümsüz: Kamelyalı Kadın
Tiyatro Kedi'de sahnelenen Kamelyalı Kadın müzikali, Deniz Türkali gibi kıdemli bir oyuncuyla, deneyimsiz genç oyuncuları buluşturuyor
Ünlü markaların buluştuğu Profilo Alışveriş Merkezi'nde sonbahar-kış koleksiyonlarının sergilendiği vitrinlere sırtımı dönüp, Tiyatro Kedi'den içeri süzüldüğüm zaman yine sahne tozunu kokladım, eski bir alışkanlıkla. Ama Tiyatro Kedi'nin tozu henüz geniz yakacak kadar yıllanmış değil. Ne de olsa gepegenç bir tiyatro burası. Üç yıllık bir geçmişi var. İstanbul Şehir Tiyatroları'nın kıdemli oyuncusu ve yönetmeni Hakan Altıner, memuriyet hayatına son verdikten sonra eşi İpek Kadılar Altıner ile kurdu Tiyatro Kedi'yi. İkili, 'sıradışı' ve ses getiren rejilerle seyircinin karşısına çıktı. Yeni sezonu da Kamelyalı Kadın müzikali ile açacaklar. 18 Ekim günü, tiyatroda büyük bir telaş vardı, çünkü son genel prova yapılıyordu.
Alexandre Dumas-Fils, Kamelyalı Kadın adlı romanını yazarken gençliğinde yaşadığı bir aşk hikâyesinden esinlenmiş. Roman, bugüne kadar kimbilir kaç kez sinema, tiyatro ve operaya uyarlanmış. Gerçek Kamelyalı Kadın, Marie Duplessis, 11 ay boyunca Dumas-Fils'in metresi olmuş. 1845'te ayrıldıklarında yazar onun için, "Gerçekte asla varolmayacak kadının, en kusursuz halde vücut buluşuydu," demiş. 1848'de yazılan roman, gerçek aşkın peşine düşen Marguerite Gautier'nin yaşadığı dramı anlatıyor. Armand Duval'e âşık olduktan sonra fahişelik yaşamına son veriyor Marguerite. Güzel bir gelecek düşlüyor. Ancak baba George Duval, dönemin değer yargılarına boyun eğerek, bu beraberliğe izin vermiyor. Çünkü evlenmek üzere olan kızı Blanche'ın onurunu kirletmek istemiyor. Veremli ve mağrur Marguerite, sevgilisinden ayrılıyor, ama kısa bir süre sonra hayata veda ediyor. Yani çok bildik, günümüze göre fazla 'dokunaklı' bir hikâye! Ama bu, yeniden yeniden yorumlanmasına engel değil.
Yeni yetenekler keşfedildi
Yönetmen Hakan Altıner de, "Her rejisörün bir düş repertuvarı vardır. Düşlerimin arasında Kamelyalı Kadın hep öndeydi," diyor. Ama hep klasik bir oyun olarak sahnelemeyi düşünmüş. Müzikale dönüştürmek fikri ise İpek Kadılar Altıner'e ait. Özgün beste Cenk Taşkan'ın. Romanın aslına sadık kalan Kadılar, teksti yazarken bazı karakterlerde değişiklik yapmış. Örneğin, kıdemli fahişe Prudence Duvernoy, müzikalde romandaki kadar zalim değil. Marguerite'i son anına kadar yalnız bırakmıyor.
Oyuncu kadrosu çok genç. Çoğu sahneye ilk kez bu müzikalle adım atıyor. İki usta oyuncu var aralarında; Prudence Duvernoy (Deniz Türkali) ile onun uzatmalı aşkı Mösyö Le Roi (Kartal Kaan) sahneye çıktıkları zaman yetenek ve deneyimlerini konuşturuyorlar. Ancak, gençler de onlara ayak uydurmak için gayretliler. Marguerite rolünü dönüşümlü oynayan Beste Tok ve Selen Öztürk, bu ağır rolün altında ezilmemek için dört ay boyunca geceli gündüzlü çalışmışlar. Gautier'nin sevgilisi Armand Duval'i oynayan Serhan Süsler ise Tiyatro Kedi'nin keşfettiği bir yetenek; gerek sesi, gerekse oyunculuğuyla ilerde adından söz ettireceğe benziyor.
Hem dekor, hem ışık 19. yüzyıl atmosferine uygun. Kostümler de dönemin çizgilerini yansıtıyor. Sahnenin orta yerine Kedi Quartet'i taşımışlar. Müzik direktörü Önder Bali, piyanosunun başında (bir yandan da sessiz dükü oynuyor).
Genç oyuncular haziranda yapılan seçmelerde belirlenmiş. 280 oyuncu arasından dokuzu seçilmiş. Prova molasında kuliste konuştuğumuz Hakan Altıner, "İki eleme yaptık. İkinci elemeyi biz yönlendirdik, onlara birtakım çalışma parçaları verdik. İpek, senin yıllardır Kamelyalı Kadın düşün vardır, niye bunu bir müzikal olarak yapmıyoruz diye sordu. Önce eğitim seminerleri dizisine başladık, gençler dans ve müzik çalıştılar. Çok ciddi bir work shop yapıldı. Dört ay boyunca deliler gibi çalışan bir ekibin eseridir Kamelyalı Kadın. Yıllardır düşlediğim bir işi yapmanın huzurunu ve gençleri bu işe başlatmanın da gururunu yaşıyorum," diyor.
Üç yıldır sahneden uzakta olan Deniz Türkali'yi, Prudence rolü için ikna etmek zor olmamış. Genellikle tek kişilik oyunlar oynamayı tercih eden Türkali, kadronun genç olduğunu duyunca hiç duraksamamış. "Tek kişilik oynamayı çok seviyorum, ama bu ekiple daha çok kişili birçok oyun oynarım. A'dan Z'ye profesyonel bir ekiple bu kadar başarılı olamazdık, çünkü genç insanların işe sarılmasıyla, biz 'eski çokbilmişler'in işe sarılması çok farklı. Bütün bildiklerimi unuttum, yeniden bir şeyler öğrenmeye çalıştım. Bu bana çok şey sağladı. Benim tecrübem de inanıyorum, genç arkadaşlarıma çok şey öğretti. Profesyonel bir ekiple bu sıcaklığı yakalayamazdık. Gençlerin dinamizmi beni etkiledi," diyen Türkali'nin sözlerinin ne kadar sahici olduğunu onu izlerken anlıyorsunuz. Sanki ilk kez sahneye çıkmış gibi heyecanlı, gençler kadar coşkulu.
Eskimeyen bir hikâye
Türkali, kendi ifadesiyle "Fabrikasyon iş çıkartan bir oyuncu" değil. Sevdiği işlerin içinde var oluyor. Üç yıl sahne tozundan uzak kalmak bir oyuncu için kolay bir şey değil. Oyuncu paslanabilir. Bu yoruma karşı çıkıyor Türkali: "Ben oyuncu ve şarkıcıyım. Hiçbir gün ne şarkı söylemekten, ne de vücut çalışmasından vazgeçtim. Gözlemciyimdir. Bol bol oyun seyrettim ve tekst okudum. Seyrettiğim her oyunda, her filmde o karakteri kendi kafamda çalıştım. Dansı hiç bırakmadım. Kapı gıcırtısıyla dans ederim hâlâ." Sahnede 'demir kadar ağır, tüy kadar hafif.' Ona bakınca, "Oyuncunun yaşı yoktur," diyorsunuz ister istemez. Türkali, yaş konusu açılınca da zaten taşı gediğine oturtuyor: "Yaşlanmak kaçınılmaz, ihtiyarlamak ise bir tercih. Hiçbir zaman ihtiyarlamayı tercih etmedim. Tercih edenlerle de görüşmüyorum."
Müzikalin mimarı İpek Kadılar'ın amacı ise seyircilerin salondan çıkarken toplumsal değer yargılarını sorgulamaları... "Bizim teksti yazan Alexandre Dumas Fils. Ben sadece kısalttım. Yazar, bir sokak kadınına methiyeler yazmış görünse de öyle değil. İyi ve kötüyü, doğruyu ve yanlışı sorguluyor. Düşmüş bir kadının toplum tarafından ne kadar acımasızca yargılanabileceğini ortaya koyuyor. Görüyoruz ki 150 yıldır hiçbir şey değişmemiş, orijinal tekst bugüne de hizmet ediyor. Ne kadar önyargılar, kalıplar içinde yaşıyoruz," diyor.
Prova bittiğinde tüm kadro ağlıyor. Oyuncular, Altıner ile Türkali'nin boynuna sarılıyorlar; minnet duyguları içindeler. Türkali'nin de ağlamaktan gözleri kızarmış. Az sonra hep birlikte eğlenmeye gidecekler. Tiyatrocular, bu dünyanın insanları değil! Bu kesin.
Kamelyalı Kadın'ı perşembe ve pazar günleri izleyebilirsiniz.
Tel: (0212) 216 93 14